Tasarrufun İptali Davası: Şartları, Süresi ve Sonuçları (2026)

Alacağınız için icra takibi başlattınız, hacze gittiniz; ancak borçlunun üzerinde hiçbir mal çıkmadı. Kısa süre önce evini eşine, aracını kardeşine devrettiğini öğrendiniz. Bu tablo, icra dosyalarında en sık karşılaşılan durumlardan biridir. Hukukumuz bu durumda alacaklıyı çaresiz bırakmaz: tasarrufun iptali davası ile borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı işlemler, alacaklıya karşı hükümsüz hâle getirilebilir. Bu yazıda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 277 ila 284. maddelerine dayanarak davanın şartlarını, süresini, kimlere karşı açılacağını ve kazanılması hâlinde ne olacağını güncel uygulama ışığında açıklıyoruz.

Tasarrufun İptali Davası Nedir?

Tasarrufun iptali davası; borçlunun haciz veya iflastan önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı hukuki işlemlerin, davacı alacaklının alacağı ile sınırlı olarak hükümsüz sayılmasını sağlayan bir davadır. Burada amaç, devredilen malı borçlunun adına geri tescil ettirmek değildir. Dava kabul edildiğinde tapu veya araç kaydı üçüncü kişi adına kalmaya devam eder; ancak alacaklı, o mal hâlâ borçluya aitmiş gibi üzerinde haciz ve satış isteyebilir (İİK m.283/1).

Bu yönüyle dava, ayni değil şahsi nitelikte bir davadır. Yargıtay da bu davaları, alacaklıya alacağını tahsil imkânı veren, nispi etkili ve kanundan doğan davalar olarak nitelendirmektedir. Bu nedenle tasarrufun iptali davası, borçlunun mal kaçırmasına karşı alacaklının elindeki en etkili hukuki araçların başında gelir.

Tasarrufun İptali Davasının Şartları Nelerdir?

Kanun metni ve yerleşik Yargıtay uygulaması birlikte değerlendirildiğinde, davanın dinlenebilmesi için şu özel dava şartlarının birlikte bulunması gerekir:

1) Gerçek Bir Alacağın Bulunması

Davacının borçludan gerçekten alacaklı olması gerekir. Borçlu ile anlaşılarak yaratılmış, gerçekte var olmayan bir alacağa dayanılarak dava açılamaz. Uygulamada davalı üçüncü kişiler sıklıkla “alacak gerçek değil” savunması yapar; bu nedenle alacağın dayanağı olan sözleşme, fatura, senet veya mahkeme ilamının dosyaya eksiksiz sunulması önem taşır.

2) Kesinleşmiş Bir İcra Takibi

Borçlu hakkında başlatılmış ve kesinleşmiş bir icra takibi bulunmalıdır. Takibe itiraz edilmiş ve itiraz henüz kaldırılmamış ya da iptal edilmemişse, dava için gerekli zemin oluşmaz. Yalnızca ihtiyati haciz kararı alınmış olması da tek başına yeterli değildir.

3) Aciz Vesikası

İİK m.277’ye göre iptal davasını, elinde geçici veya kesin aciz vesikası bulunan alacaklı açabilir. Hacizde borçlunun haczedilebilir malı bulunmadığının tespit edildiği haciz tutanağı, geçici aciz vesikası hükmündedir (İİK m.105/2). Kesin aciz vesikası ise satış sonunda alacağın karşılanamayan kısmı için verilir (İİK m.143). Yargıtay uygulamasına göre aciz vesikasının dava açılırken dosyada bulunması zorunlu değildir; yargılama sırasında, hatta kanun yolu aşamasında sunulması da kabul edilmektedir. Kamu alacakları için 6183 sayılı Kanun’un 24 ve devamı maddelerine göre açılan davalarda ise aciz vesikası aranmaz.

4) Borcun Tasarruftan Önce Doğmuş Olması

Kural olarak iptali istenen işlem, takip konusu borcun doğumundan sonra yapılmış olmalıdır. Borç doğmadan önce yapılan bir satış veya bağış, ilke olarak bu davanın konusu olamaz. Bu noktada belirleyici olan, icra takibinin başladığı tarih değil, borcun doğduğu tarihtir.

Hangi İşlemler İptal Edilebilir? Borçlunun Mal Kaçırması Hâlleri

Kanun, iptale tabi tasarrufları üç grupta toplar ve her grup için farklı bir geriye dönük inceleme süresi öngörür. Bu süreler, dava açma süresiyle karıştırılmamalıdır.

İvazsız Tasarruflar (İİK m.278)

Mutat hediyeler dışında, hacizden, aciz vesikası verilmesinden veya iflasın açılmasından önceki en fazla iki yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve karşılıksız işlemler iptal edilebilir. Kanun ayrıca bazı işlemleri bağışlama gibi sayar: Borçlunun verdiği şeyin değerine göre çok düşük bir bedel kabul ettiği sözleşmeler ile kendisi veya üçüncü bir kişi lehine ömür boyu gelir ya da intifa hakkı kurduğu işlemler bu kapsamdadır. Uygulamada en çok rastlanan örnek, piyasa değerinin çok altında gösterilen tapu satışlarıdır.

Aciz Hâlinde Yapılan Tasarruflar (İİK m.279)

Borçlunun, borcunu ödeyemeyecek durumdayken hacizden veya iflastan önceki bir yıl içinde yaptığı bazı işlemler iptale tabidir. Önceden taahhüt edilmemiş bir borç için rehin kurulması, borcun para veya olağan ödeme araçları dışında bir yolla ödenmesi ve vadesi gelmemiş bir borcun ödenmesi bu işlemlerin başlıcalarıdır.

Zarar Verme Kastıyla Yapılan Tasarruflar (İİK m.280)

Borçlunun alacaklılarını zarara uğratmak kastıyla yaptığı ve karşı tarafın bu kastı bildiği veya bilmesi gerektiği tasarruflar, hacizden veya iflastan önceki beş yıl içinde yapılmışsa iptal edilebilir. Borçlu ile malı devralan kişi arasındaki yakın akrabalık, arkadaşlık veya ticari ilişki; bedelin gerçekte ödenmemiş olması ve devrin icra baskısı altında yapılması, bu kastın ispatında mahkemelerin dikkate aldığı başlıca olgulardır.

Tasarrufun İptali Davası Kime Karşı ve Hangi Mahkemede Açılır?

Dava, borçlu ile birlikte borçlunun işlem yaptığı veya kendisine mal verdiği üçüncü kişiye karşı açılır (İİK m.282). Mal, iyiniyetli olmayan başka kişilere de devredilmişse onlar da davaya dahil edilebilir. Borçlu ile üçüncü kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan, davalılardan birinin eksik bırakılması davanın usulden sonuçsuz kalmasına yol açabilir.

Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Kanunda özel bir yetki kuralı bulunmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel yetki hükümleri uygulanır; dava kural olarak davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Dava devam ederken malın yeniden el değiştirmesini önlemek amacıyla, şartları varsa ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir talep edilmesi, davanın etkinliği açısından büyük önem taşır.

Mal kaçırma iddiası, bazı durumlarda muvazaa iddiasıyla da desteklenebilir. Muvazaaya dayalı tapu iptali davaları farklı şartlara tabidir; bu konudaki ayrıntılar için mirastan mal kaçırma davası ve tapu iptal tescil süreci başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

İptal Davasında Süre: 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre

İİK m.284’e göre iptal davası açma hakkı, iptali istenen tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bu süre zamanaşımı değil hak düşürücü süredir; durmaz, uzamaz ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Süre, icra takibinin başladığı tarihten değil, devir veya bağış işleminin yapıldığı tarihten işlemeye başlar. Bu nedenle mal kaçırıldığından şüphelenen alacaklının, tapu ve trafik kayıtlarını vakit kaybetmeden incelemesi gerekir.

Tasarrufun İptali Davası Kazanılırsa Ne Olur?

Dava kabul edildiğinde alacaklı, takip konusu alacak ve fer’ileri ile sınırlı olmak üzere, iptal edilen tasarrufa konu mal üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi kazanır. Satış, mevcut icra dosyası üzerinden yürütülür; üçüncü kişi aleyhine ayrıca yeni bir takip başlatılması gerekmez. Üçüncü kişi malı dava sırasında veya öncesinde elden çıkarmışsa, mal yerine geçen değer oranında nakden tazminle sorumlu tutulabilir (İİK m.283/2). Kararın ardından haciz ve satış aşamasının ayrıca takip edilmesi gerektiği unutulmamalıdır; dava kazanmak, tek başına tahsilat anlamına gelmez.

Kanun Yolu ve Kesinlik Sınırı Konusunda Güncel Gelişme

Anayasa Mahkemesi’nin 26.02.2026 tarihli ve 2026/49 E., 2026/48 K. sayılı kararı (Resmî Gazete, 21.05.2026, S. 33260) ile HMK m.362/1-a hükmü, istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hâli yönünden iptal edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise 01.07.2026 tarihli ve 2025/763 E., 2026/434 K. sayılı tasarrufun iptali kararında, bu iptal kararının geriye yürümediğini kabul ederek somut dosyada temyiz başvurusunu miktardan reddetmiştir. Konuya ilişkin sonraki yasal düzenlemeler de dikkate alındığında, özellikle değeri sınıra yakın dosyalarda kanun yolu imkânının karar tarihine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Mal Kaçıran Borçlunun Cezai Sorumluluğu

Borçlunun mal kaçırması yalnızca hukuki sonuç doğurmaz. İİK m.331 uyarınca, haciz yoluyla takip talebinden önceki iki yıl içinde veya bu talepten sonra alacaklısını zarara sokmak amacıyla mallarını yok eden, elinden çıkaran veya değerini azaltan borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine hapis ve adli para cezasına hükmedilebilir. Tasarrufun iptali davası ile bu şikâyet yolu birbirinin alternatifi değildir; somut duruma göre birlikte değerlendirilebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Aciz vesikası olmadan tasarrufun iptali davası açılabilir mi?

Dava açılırken aciz vesikasının dosyada bulunması zorunlu değildir. Ancak yargılama sonuçlanmadan geçici veya kesin aciz vesikasının sunulması gerekir; mahkeme bu şartı kendiliğinden gözetir. Hacizde mal bulunamadığını gösteren haciz tutanağı geçici aciz vesikası yerine geçer.

Borçlu evini eşine veya çocuğuna devrettiyse ne yapılabilir?

Yakın akraba ve eşe yapılan devirler, uygulamada iptal edilme ihtimali en yüksek işlemlerdir. Devir karşılıksızsa veya bedel gerçek değerin çok altındaysa İİK m.278, alacaklıyı zarara uğratma kastı varsa İİK m.280 uyarınca iptal istenebilir. Devrin tarihi ve borcun doğum tarihi mutlaka karşılaştırılmalıdır.

Tasarrufun iptali davası ne kadar sürede açılmalıdır?

Dava, iptali istenen tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmalıdır (İİK m.284). Bu süre geçtikten sonra açılan dava, hak düşürücü süre nedeniyle reddedilir.

Dava kazanılırsa tapu alacaklıya mı geçer?

Hayır. Tapu kaydı üçüncü kişi adına kalır; alacaklı yalnızca alacağı oranında o taşınmaz üzerinde haciz ve satış isteyebilir. Satıştan elde edilen bedelden alacak karşılandıktan sonra artan kısım, malı devralan kişiye kalır.

Malı satın alan kişi iyiniyetliyse dava reddedilir mi?

Bu, iptal sebebine göre değişir. İvazsız tasarruflarda (İİK m.278) üçüncü kişinin iyiniyeti sonucu değiştirmez. Zarar verme kastına dayanan iptalde (İİK m.280) ise karşı tarafın borçlunun kastını bildiği veya bilmesi gerektiği ortaya konulmalıdır; bunun ispat edilememesi davanın reddine yol açabilir.

Tasarrufun iptali ile muvazaa davası arasındaki fark nedir?

Tasarrufun iptalinde işlem geçerlidir ancak alacaklıya karşı hükümsüz sayılır; bunun için kesinleşmiş takip ve aciz vesikası gerekir. Muvazaa davasında ise işlemin taraflarca gerçekte hiç istenmediği, yani görünüşte yapıldığı iddia edilir ve bu dava farklı şartlara tabidir.

Sonuç

Borçlunun mal kaçırması, alacaklının alacağını tamamen kaybettiği anlamına gelmez. Tasarrufun iptali davası; doğru zamanda, eksiksiz dava şartlarıyla ve güçlü bir ispat planıyla açıldığında, devredilen mal üzerinden tahsilat imkânı sağlar. Beş yıllık hak düşürücü süre, aciz vesikası ve zorunlu dava arkadaşlığı gibi usul kuralları ise hak kaybına en çok yol açan noktalardır. Kanun metninin güncel hâline İcra ve İflas Kanunu (mevzuat.gov.tr) üzerinden, emsal kararlara ise Yargıtay Karar Arama sisteminden ulaşabilirsiniz.

Alacağınızın tahsili için borçlunun mal kaçırdığından şüpheleniyor ya da kendisine devredilen mal nedeniyle davalı konumunda bulunuyorsanız, icra dosyanızın ve tapu kayıtlarının birlikte incelenmesi için Av. Atilla Kesecek Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz. Taşınmaz kaynaklı uyuşmazlıklardaki diğer hizmetlerimiz için gayrimenkul hukuku sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukata danışınız.